Anasayfa / EĞİTİM / 19.Yüzyıldan 20. Yüzyıla Kadınların Oy Hakkı Mücadelesi

19.Yüzyıldan 20. Yüzyıla Kadınların Oy Hakkı Mücadelesi

Kadınlar uzun süre oy kullanamamış çünkü modern siyaset kurumları erkek mülk sahiplerinin ayrıcalığı olarak doğmuş ve gelişmiştir. Oy hakkı, önce serbest yurttaşlık ve mülkiyete bağlı bir hak olarak tanımlanmış; kadınlar ise hem yasal hem de toplumsal açıdan “erkeklerin himayesinde” kabul edildiği için bağımsız mülkiyet ve vatandaşlık yetkilerinden mahrum bırakılmıştır. Kilise ve hukuk sistemleri, kadını akıl ve irade açısından erkeğin ikinci derecedeki korumasına muhtaç görmüş, “duygusallık” ve “bedensel zayıflık” gibi kalıpyargılarla kamusal alana katılımları meşru olmayan bir alan haline getirilmiştir. Ayrıca, kadın emeğinin ve siyasetin ayrı ayrı ele alınması gerektiği fikri; ev ve aile içi rollerin dışında siyasi bir kimlik tanınmasını engellemiş, bu da patriyarkal hiyerarşinin pekişmesine hizmet etmiştir. Tüm bu faktörler sonucu, kadınların seçme ve seçilme hakları ancak genişleyen eşitlik mücadeleleri ve 19. yüzyıl sonu–20. yüzyıl başındaki süfrajet hareketleri sayesinde kabul görmeye başlamıştır. Kadınların oy hakkını kazanmak için verdikleri mücadeleyi ise sizin için masaya yatırdık…

19. YÜZYILDA KADINLAR UYANMAYA BAŞLADI

19. yüzyılın sonlarına doğru modern siyaset sahnesine giren kadın oy hakkı hareketi, seçme ve seçilme hakkının salt erkeklerin ayrıcalığı olmaması gerektiği savıyla başladı. Bu dönemde kadınlar, örgütlü bir şekilde hak taleplerini yükseltmeye; dernekler kurarak, mitingler düzenleyerek ve bazen açlık grevleriyle dikkat çekmeye başladılar. Hareket, özellikle sanayi devriminin yarattığı işçi kadın sınıfı ile burjuva kadınların ortak çıkarlarını birleştirdi ve siyasi hak arayışını gündeminin merkezine koydu.

20.yüzyılın sonlarında ilk yasal kazanımlar bazı Britanya İmparatorluğu kolonilerinde gerçekleşti. 1881’de Man Adası’nda toprak sahibi kadınlara oy hakkı tanındı; 1893’te Yeni Zelanda bu hakkı tüm kadınlara genişletti. 1894’te Güney Avustralya, 1899’da Batı Avustralya ve nihayet 1902’de tüm Avustralya Federasyonu çapında kadınlar, yerel ve genel seçimlerde oy kullanma hakkına kavuştu.

21 Haziran 1908’de İngiltere‘de 500 bin kadın “oy hakkı” için toplandı.

İNGİLİZ HAREKETİ İLE GELEN RADİKAL DEĞİŞİM

    Bu erken zaferlerin ardından, hem ulusal hem de uluslararası ölçekte koalisyonlar kurulmaya başlandı. 1893’te Yeni Zelanda zaferinden sonra 1904’te kurulan Uluslararası Kadınlara Oy Hakkı İttifakı (International Woman Suffrage Alliance), dünyanın dört bir yanındaki ulusal dernekleri bir çatı altında topladı. Aynı yıllarda İngiltere’de Christabel ve Emmeline Pankhurst önderliğindeki Kadınların Sosyal ve Politik Birliği (WSPU) da benzer bir rol üstlendi.

    İngiliz hareketi, diğerlerden farklı olarak daha militandı. “Sözde değil, fiilde” (Deeds, not Words) sloganıyla tanınan WSPU üyeleri, taşkın protestolar gerçekleştirdi; toplantılara izinsiz dalarak afiş astı, kamu binalarını işgal etti ve tutuklandıklarında açlık grevine başvurdu. Bu yöntemler hem hükümet nezdinde hem de kamuoyunda kadın mücadelesinin ciddiye alınmasını sağladı.

    DEĞİŞİM OSMANLI DEVLETİ’Nİ DE ETKİLEDİ

    I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi, kadınların savaş sürecine ekonomik ve toplumsal katkılarını görünür kıldı. Erkeklerin cepheye gitmesiyle fabrikalarda, ulaşımda ve sağlık hizmetlerinde çalışan kadınlar; “savaşı birlikte sürdürdüysek, yönetimde de söz hakkımız olmalı” argümanını güçlendirdi. Savaşın sonuna doğru, Finlandiya 1907, Norveç 1913, Rusya 1917 ve Azerbaycan 1918’de, Kanada 1917’de, Birleşik Krallık 1918’de ve Amerika Birleşik Devletleri 1920’de kadınlar seçimlere katılma hakkı elde etti.

    Osmanlı İmparatorluğu’nda yükselen feminist sesler, Birinci Dünya Savaşı sürecinde hem cephe gerisinde çalışarak hem de “beraber savaştık, beraber yöneteceğiz” talebiyle harekete geçti. Cumhuriyet Türkiye’siyle birlikte hız kazanan bu mücadele, 5 Aralık 1934’te kadınlara hem seçme hem de seçilme hakkı tanıyan anayasa değişikliğiyle sonuçlandı2.

    II. Dünya Savaşı sonrasında Birleşmiş Milletler’in evrensel insan hakları çerçevesi içinde kadınlara siyasi katılım çağrısı yapmasıyla, 20. yüzyıl ortalarına gelindiğinde dünyadaki hemen tüm ülkelerde kadınlar eşit oy hakkına kavuşmuş oldu. Bu başarı, kadınların sivil ve siyasi hak taleplerinin devam eden mücadelesi için sağlam bir zemin oluşturdu.

    Dünyanın ilk kadın başbakanı Sirimavo Bandaranaike (Sri Lanka)

    GÜNÜMÜZDE KADINLARIN SİYASETTEKİ YERİ NEDİR?

    Günümüzde parlamento düzeyinde kadın temsiliyeti dünya genelinde hala erkeklere kıyasla sınırlı kalıyor. Uluslarası Parlamentolar Birliği’nin verilerine göre, 2023 itibarıyla ulusal meclislerde kadın milletvekillerinin oranı ortalama %23,3 seviyesinde seyrediyor. Bazı Kuzey Avrupa ülkelerinde bu oran %40’lara yaklaşırken, birçok bölgede %10’un altına inebiliyor.

    Türkiye’de ise 2018 Genel Seçimleri sonrası Meclis’teki kadın milletvekili oranı %17,2 civarındaydı. Ülkenin 81 ilinden 33’ünde hâlâ kadın parlamenter bulunmaması, temsil eşitsizliğini gözler önüne seriyor. Kadınların TBMM’deki yetersiz temsili, karar alma süreçlerinde toplumsal cinsiyet perspektifinin eksik kalmasına yol açıyor.

    Bakanlıklarda ve yerel yönetimlerde de kadın sayısı artış göstermesine rağmen, kritik görevlerdeki temsiliyet hâlen düşüyor. Belediye başkanlıklarında büyük şehirlerde birkaç örnek dışında kadın oranı %10’un altında kalıyor. Siyasi partiler, gönüllü ya da yasal kotayla kadın aday sayısını yükseltmeye çalışsa da, uygulamadaki tutarsızlıklar ve geri dönen seçim listeleri etkisini sınırlıyor.

    Kadınların siyasete katılımını engelleyen en önemli etkenler arasında toplumsal cinsiyet önyargıları, aile içi sorumluluk dağılımındaki dengesizlik ve finansal kaynaklara erişimdeki kısıtlar yer alıyor. Bu bariyerleri aşmak için sivil toplum kuruluşlarının liderlik programları, mentorluk ağları ve kadın odaklı eğitim inisiyatifleri güç kazanıyor. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda, siyasette cinsiyet eşitliğinin sağlanması ülkelerin demokratik olgunluğunu da belirleyen kritik bir gösterge haline gelmiş durumda.

    Etiketlendi: